Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

2: Annelik içgüdüsü mü???

İlk bölümde yazmıştım: 12 ay önce doğum yaptım. Bu 12 aylık süre içersinde kendimi anormal hissettiğim çok zaman oldu ama izlediğim bir program “yarından tezi yok bir psikoloğa gitmeliyim” dememe neden oldu. Sperm bankasından aldığı spermle hamile kalıp çocuk dünyaya getiren bir kadın televizyonda tüm hamilelik ve lohusalık sürecini çok mutlu geçirdiğini, kadınların bu dönemlerdeki mutsuzluklarının kocaları ile olan ilişkilerinin bir yansıması olduğunu düşündüğünü söylemişti. Bir de çocuğuna inanılmaz bir bağlılık hissettiğini, adeta bir uzvu gibi gördüğünü... Söylediklerinin ilk kısmıyla ilgili de söyleyeceklerim var (sonraki yazılarda) ama önce ikinci kısım: Çocuğumu uzvum gibi görmeyi bir kenara bırakın, çocuğum olduğunu bile hala kabullenebilmiş, o ‘kutsal’ bağı kurabilmiş değilim. Her gün kendime soruyorum, “acaba gerçekten herkes bir anda doğurduğu bu varlığa sonsuz bir aşk ile bağlanabiliyor mu? Ve eğer durum buysa bana ne oluyor???”. Belki de bir çok kadın yalan söylüyor, doğum...

1: Bir gün bir doğum yaptım, hayatım değişti!

Ben bittim! 32 yaşındayım ve bugüne kadar kendimi hiç bu kadar boş, mutsuz ve çıkmaza saplanmış hissetmemiştim. Arkadaşlarıma soracak olsanız beni pozitif, hayat dolu, neşeli olarak tanımlarlar muhtemelen. En azından 12 ay öncesine kadar bu böyleydi. 12 ay önce… Tam 1 sene. Kendimi yorgun, bitik, heyecansız hissettiğim 1 sene… Doğum bir kadının hayatındaki en travmatik olaylardan biri. En azından benim için böyle oldu. Ve paylaşmak istedim. İstedim ki benim gibi modern zaman kadınları kuvvetle muhtemel, uzun veya kısa süre ile, yaşayacakları bu durumdan haberdar olsunlar. Hoş ben de önceden haberdar olsam bir şey değişir miydi, emin değilim. Yine çocuğumu doğurur, yine bu 12 ayı bomboş(k) hissederek geçirirdim. Ve bundan sonra bilmem daha kaç ayı… Zaten bu postpartum durumu ile ilgili birçok yazı yazıldı ve nihayetinde herkes kendi içinde yaşıyor ne yaşıyorsa. Başkalarınınkini okumak (dinlemek) en fazla rahatlatıyor insanı: “Benim gibiler de varmış; yaşasın, anormal değilim!” (halbuki ...