İlk bölümde yazmıştım: 12 ay önce doğum yaptım. Bu 12 aylık süre içersinde kendimi anormal hissettiğim çok zaman oldu ama izlediğim bir program “yarından tezi yok bir psikoloğa gitmeliyim” dememe neden oldu. Sperm bankasından aldığı spermle hamile kalıp çocuk dünyaya getiren bir kadın televizyonda tüm hamilelik ve lohusalık sürecini çok mutlu geçirdiğini, kadınların bu dönemlerdeki mutsuzluklarının kocaları ile olan ilişkilerinin bir yansıması olduğunu düşündüğünü söylemişti. Bir de çocuğuna inanılmaz bir bağlılık hissettiğini, adeta bir uzvu gibi gördüğünü... Söylediklerinin ilk kısmıyla ilgili de söyleyeceklerim var (sonraki yazılarda) ama önce ikinci kısım: Çocuğumu uzvum gibi görmeyi bir kenara bırakın, çocuğum olduğunu bile hala kabullenebilmiş, o ‘kutsal’ bağı kurabilmiş değilim. Her gün kendime soruyorum, “acaba gerçekten herkes bir anda doğurduğu bu varlığa sonsuz bir aşk ile bağlanabiliyor mu? Ve eğer durum buysa bana ne oluyor???”. Belki de bir çok kadın yalan söylüyor, doğum...
Bir kadın, bir hayat, bir doğum...