Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Annenin Cinnet Anı

Yok, panik yok. Henüz cinnet geçirmedim. Ama geçirebilirim. En azından öyle bir potansiyelim olduğunu fark ettim… geçen gün... büyük bir şaşkınlıkla… Tamam, gençlikte hepimizin delirdiği anlar olmuştur. Ne bileyim anne-babamıza sinirlenip kapıları çarptığımız zamanlar, sevgilimize kızıp yere bardak-tabak fırlattığımız anlar filan. Ama artık durmuş oturmuş, evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş bir kadın olarak olaylara çok daha soğukkanlı yaklaşabileceğimi düşünürdüm. Ne bileyim, yaşın verdiği bir olgunluk, görmüş geçirmişliğin verdiği bir metanet… Ama hayır. Öğrendim ki anne olmuş bir kadının yaşayacağı daha çoooook hezeyan varmış meğer. Ada’nın hasta olduğu günlerden biriydi. Çocukların, özellikle de 1-2 yaş civarındakilerin, hasta olduklarında ne kadar anneye düştüklerini görmüşsünüzdür. Kucaktan inmek istemezler, istedikleri olmadığında hemen ağlayıp bağırmaya başlarlar, sürekli mızırdanırlar, sizin istediğiniz hiçbir şeyi yapmazlar, yemek yemezler, uyumak istemezler… Yani anneyi fiz...

Uyanış

Uyandım. Annemin ölümünden sonra uyandım. Çünkü o ölüm o kadar beklenmedik bir anda ve o kadar çabuk geldi ki… Ama bu ikinci uyanıştı. Onu anlatmadan önce ilk uyanışı anlatmalıyım. İngiltere’de yüksek lisans yaparken yaşamıştım ilk uyanışı. Oradaki hocalarımdan biri olan John MacLean’in derslerinde kapitalist düzenin aslında ne olduğunu, hayatımızın her alanını nasıl şekillendirdiğini, ona karşıymış gibi duran şeylerin bile (sivil toplum kuruluşları, yeni spiritüel akımlar vs) aslında nasıl da sistem tarafından sistemin devamını sağlamak üzere pompalandığını görüp irkilmiştim. Bu derste okuduklarım ve hocamdan öğrendiklerim sonrasında artık gözlerim açıldı; her şeye eleştirel bakar oldum. Aslında “bakabilir oldum” demeliyim. Çünkü hepimiz o kadar sorgulamadan yaşıyoruz ki, eleştirebilmek, karşı durmaya çalışmak bir beceri, hatta bence bir meziyet oldu. Hiçbir şeyi sorgulamıyoruz ve bize dayatılanları sanki doğalı, normali öyleymiş gibi yaşıyoruz. Bunun birçok örneği var yaşantımızın he...