Aslında bu bölümün adı “Postpartum Haller – 5: Evet = Hayır” olmalıydı. Ve ben yine mız mız mızırdanmalı veya salya sümük ağlamalıydım. Ama hayat öyle bir şey ki bir anda bir tokat atıyor size ve kendinize gelmek, tüm şımarıklıkları bir kenara atıp silkelenerek ayağa kalkmak zorunda kalıyorsunuz. Feci bir tokat yedim ben de… Hem de hiç hayal edemeyeceğim bir tokat… Annem beyin kanaması geçirdi ve ölümün eşiğinden döndü. Şu an hala bilinci kapalı. Bilincinin açılıp açılmayacağını, açılacaksa ne zaman açılacağını, kanamanın bıraktığı hasarı, hiçbir şeyi bilmiyoruz. İki aydır elimiz kolumuz bağlı, soğuk bir hastane kantininde, tahta sandalyelerin üzerinde bekliyoruz. Bekliyoruz, bekliyoruz ve bekliyoruz. Daha kaç gün bekleyeceğimizi bile bilemeden… Bebekliğin ilk dönemlerinde, bebek annesi ile kendini bir zannedermiş ve kendimizin ayrı bir birey olduğunu belki ilk yaşımızdan sonra algılamaya başlıyormuşuz ama ben fark ettim ki ölüm söz konusu olunca annemin de ancak ben yok olduğum zaman...
Bir kadın, bir hayat, bir doğum...