Ana içeriğe atla

Çiş Nasıl Tutulur?

Sevgili yeni anneler, anne adayları, anne aday adayları, bu sefer sizinle hayati bir konudaki tecrübelerimi paylaşmak için yazıyorum: tuvalet eğitimi! Bu bezden kurtulma olayı yanlış yöntem izlenirse çocuk için de, anne için de kabusa, mücadeleye, inada dönüşebiliyor, hayatı bir süreliğine zindan ediyor. Bu konularda çok kitap okumama rağmen, belli ki beynimin kapalı konumunda olduğu bir zamana denk gelmiş, okuduklarımdan bir şey anlamamışım. Neyse, yaşaya yaşaya öğrendik ailecek. Size de bu yaşanılanları aktarmak istedim, günü geldiğinde zorlanmayın diye.

Bazı uzmanlar çocukların 18 aylıkken öğrenebileceklerini söylüyor ama benim okuduğum kaynakların tümü 2-3 yaş arasında tuvalet eğitimi vermenin ideal olduğunu yazıyordu. Ben de ilk denemeyi eylül-ekim gibi, Ada 2 yaşını doldurunca yaptım. O denemede 2-3 gün boyunca altını açıp “Adacığım çişin gelince haber ver” diyerek peşinde dolandım. Fakat o zaman 1-2 damla kaçırmayı bırakın, tüm çişini yerler yapıyor, bunu bana haber bile vermiyor, üzerine basıp çişli ayaklarıyla tüm evde dolaşıyordu (tabii ben fark edene kadarJ). Ev koca bir tuvalete, ben de bir viledaya dönüşmüştüm; sinirli, yorgun, bezmiş bir viledaya. O an pes ettim ve bu işi 2.5 yaşına ertelemeye karar verdim.

Ada bu ay 2.5 yaşını doldurdu ve ben de iki hafta önce büyük bir kararlılıkla artık bezden kurtulup poposunu özgürlüğe kavuşturma zamanının geldiğini düşündüm ve tekrar altını açtım. İlk gün yine söylesin diye umutla bekledim ama nafile. Yerler yine çiş, ben yine elimde bez temizlikte. Ama ertesi gün yeni bir karar aldım: bu işi muhakkak çözecektim ve ‘proaktif’ bir yöntem izlemeye karar verdim. Tükettiği sıvı miktarına göre her 30-60 dakikada bir “Hadi bakalım, lazımlık zamanı” demeye başladım; 3-5 dakika kitap vs ile lazımlıkta oyalanıyorduk ve muhakkak çişini yapıyordu. Lazımlığa gitmek istemiyorsa hiç ısrar etmiyordum, “10 dakika sonra gideriz o zaman” diyordum veya sevdiği bir aktiviteyi lazımlıkta otururken yapmayı öneriyordum (yapıştırma yapıştırmak, hikaye anlatmak gibi). Veya mesela yeni bir aktiviteye geçmeden (yemeğe oturmadan, çizgi filmi başlatmadan, süt içmeden…) önce onun ön koşulu olarak “Ama önce çişimizi yapalım” diyordum, genelde itiraz etmeden lazımlığa oturuyordu. Bu sefer bırakın çişi hepten yapmayı, servisle eve geldiği bir sefer dışında altına damla bile kaçırmadı; yavaş yavaş kasları geliştikçe daha uzun süreler çişini tutmayı (ve okuldan eve kadar tutmayı) da öğrenecek. Gece altını henüz hiç açmadık gündüz yaşadığı stresi bir de gece yaşamasın hemen diye; onu da önümüzdeki hafta deneyeceğiz. Yani baskı yok, stres yok, çişli ayaklar yok, sadece zamanı takip etmek var.

Şimdi düşünüyorum da 4 ay önceki yöntemim o kadar yanlışmış ki başarı şansı zaten hiç yokmuş. 2 yıl boyunca çişini her an özgürce, düşünmeden şır şır bezine yapan bir çocuk ne bilsin çiş ne zaman gelir, nasıl tutulur, nasıl tutularak lazımlığa koşulur… O yüzden ilk haftalar önce çiş nedir, geldiği nasıl anlaşılır gibi temel bir konuda farkındalığı sağlamak gerekiyor. İlk haftalar için son birkaç öneri daha: Bezi çıkarmaya karar verdiğinizde, uygulamaya geçmek için fazla ev gezmesi yapmayacağınız, seyahate çıkmayacağınız, uzun araba yolculukları yapmayacağınız bir zamanı (en az bir hafta) seçmeye çalışın. Böylece araba çiş olmadan gidebilecek miyiz, ev sahibinin koltuğunu batırmadan oturabilecek miyiz gibi ekstra stresler yaşamazsınız. Bir de portatif lazımlıklardan alırsanız her yeri bir tuvalete dönüştürebilirsiniz. Ben çok rahat ettim; umumi tuvalet arama, temizini bulma derdim kalmadı. Bu süreçte evden dışarı çıkarken dışarıda kalacağınız süreye göre yanınıza en az 2 yedek külot, pantolon ve çorap almayı unutmayın. Dışarı çıkmadan 1 saat önce fazla sıvı alımını durdurun ve evden çıkmadan hemen önce çişini yaptığından emin olun. Bir de altına kaçırmadan çişini lazımlığa yaptığı her seferi bir övgüyle ödüllendirmeyi unutmayın. Her 3 veya 5 başarılı çişe ufak bir pekiştireç verin (yarım sakız, meyveli yoğurt, 3 çubuk kraker, 1 şeker…). Ama kaçırdığı zaman asla sinirlenmeyin, kızmayın, cezalandırmayın. Unutmayın ki bunu sizi kızdırmak için yapmıyor; doğrusunu henüz tam olarak öğrenemediği için yapıyor. Hepinize bu süreçte sabırlar diliyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hesap Cüzdanı Yazdırmanın Ekonomi Politiği

Bu yazı 10 yıl sonra blog yazmaya bir dönüş mü? Kim bilir… Eşine rastlanmamış zamanlardan geçiyoruz, en azından bugünleri yaşayan bizler için durum bu. Ve birçok şey yaşanıyor, yaşıyoruz daha önce yaşamadığımız. Düşünüyoruz, anlamaya çalışıyoruz, anlamlandırmaya çalışıyoruz; hayatta kalmaya çalışırken bir yandan da akıl sağlığımızı korumaya çalışıyoruz. Bunları kayıt altına almanın, paylaşmanın, hem kendi düşüncelerimizi düzenlemek hem de yalnız olmadığımızı hissetmek ve birbirimizle dayanışma içinde olmak için önemli olduğunu düşünüyorum. Evet, akıl sağlığımızı korumaya çalışıyoruz… Biz, evin bakım yükünü üstlenmiş kadınlar, sadece kendimizin değil, ev halkının da bedensel sağlığını, akıl sağlığını, hayatla bağını, yaşam motivasyonunu korumaya çalışıyoruz. Üstelik bu, kolay bir iş de değil. Artık anaokuluna gidemeyen 5 yaşındaki çocuğunuza neden sabah parka gidemeyeceğinizi ve 3 saat sabırla beklemesi gerektiğini her sabah anlatmanız gerekiyor mesela (çocukların sokağa çıkış izni sa...

Bir Annenin Cinnet Anı

Yok, panik yok. Henüz cinnet geçirmedim. Ama geçirebilirim. En azından öyle bir potansiyelim olduğunu fark ettim… geçen gün... büyük bir şaşkınlıkla… Tamam, gençlikte hepimizin delirdiği anlar olmuştur. Ne bileyim anne-babamıza sinirlenip kapıları çarptığımız zamanlar, sevgilimize kızıp yere bardak-tabak fırlattığımız anlar filan. Ama artık durmuş oturmuş, evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş bir kadın olarak olaylara çok daha soğukkanlı yaklaşabileceğimi düşünürdüm. Ne bileyim, yaşın verdiği bir olgunluk, görmüş geçirmişliğin verdiği bir metanet… Ama hayır. Öğrendim ki anne olmuş bir kadının yaşayacağı daha çoooook hezeyan varmış meğer. Ada’nın hasta olduğu günlerden biriydi. Çocukların, özellikle de 1-2 yaş civarındakilerin, hasta olduklarında ne kadar anneye düştüklerini görmüşsünüzdür. Kucaktan inmek istemezler, istedikleri olmadığında hemen ağlayıp bağırmaya başlarlar, sürekli mızırdanırlar, sizin istediğiniz hiçbir şeyi yapmazlar, yemek yemezler, uyumak istemezler… Yani anneyi fiz...